Feyyaz Sungur’un sunumuyla gerçekleşen “Sivil Toplumun Sesi” programına konuk olan saha uzmanları Duygu Tor ve İpek Nezir, İzmir’de yürütülen rehabilitasyon ve farkındalık çalışmalarının perde arkasındaki çarpıcı gerçekleri ve başarı hikâyelerini paylaştı.
Bu hafta, İzmir Türk TV’nin modern stüdyolarında sivil toplumun yalnızca bir kavram değil; yaşayan ve yaşatan bir güç olduğu bir kez daha kanıtlandı. “Sivil Toplumun Sesi” programında, masa başında değil sahada, İzmir’in her mahallesinde umut arayan ve umut olan iki değerli isim ağırlandı. Yayında ve fotoğraflarda da görüldüğü üzere, masada yalnızca kitaplar ve teknoloji değil; kararlılık, mücadele ve çözüm odaklılık da vardı.
Feyyaz Sungur: “Bu yayın, sessiz çoğunluğun çığlığıdır”
Programın sunucusu olarak konuşan Feyyaz Sungur, şu ifadeleri kullandı:
“Biz bu yayını sadece bilgi vermek için değil, bir seferberlik çağrısı yapmak için gerçekleştirdik. İzmir TUMED ve ilişkili sivil toplum ağları olarak; Duygu Tor’un akademik hassasiyeti ve İpek Nezir’in saha profesyonelliğiyle birleşen gücümüz, bağımlılıkla mücadelede ve toplumsal rehabilitasyonda ‘İzmir Modeli’ni tüm açıklığıyla ortaya koydu. Bizler o dijital ekranın karşısında İzmir’in vicdanının sesi olduk.”
Saha Gerçeklerinin Profesyonel Sesleri
Yayının en dikkat çeken anları, Duygu Tor’un bağımlılık süreçlerinin aileler üzerindeki sarsıcı etkilerini anlattığı bölümler oldu. Tor, doğru rehabilitasyonun bireyin hayata yeniden tutunmasındaki kritik rolünü vurguladı.
İpek Nezir ise sahadaki birebir temasın önemine dikkat çekerek, bir insanın hayatına dokunmanın tüm toplumu iyileştirebileceğini gerçek vaka örnekleriyle aktardı. Her iki isim de İzmir’de kimsenin yalnız olmadığını ve sivil toplum ağlarının her zaman sahada olduğunu güçlü bir şekilde ifade etti.
“İzmir’de Kimse Yalnız Değildir”
Programın sonunda, ortaya çıkan birlik ruhuyla İzmir halkına, yerel yönetimlere ve iş dünyasına net bir çağrı yapıldı:
Sivil toplumun sesi yükseldikçe, aşılmayacak engel ve iyileştirilemeyecek yara kalmayacaktır.
Feyyaz Sungur’un öncülüğünde, Duygu Tor ve İpek Nezir ile birlikte yürütülen bu mücadele; yalnızca bir televizyon programı değil, aynı zamanda güçlü bir adanmışlık hikâyesi olarak öne çıkıyor.
İzmir Türk TV stüdyosunda kurulan o masa, aslında İzmir’in geleceği için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: