Son dönemde İzmir’de ve genel siyasette, “gençleşme” söylemi adı altında siyasetin temel değerlerini aşındıran bir anlayışın yaygınlaştırıldığına üzülerek tanıklık ediyoruz. Nezaketi zayıf, bilgi ve birikimi yük olarak gören; makama değer katan değil, makamdan güç devşirmeyi marifet sayan; ilke üretmek yerine popülizmi ve kişisel çıkar ilişkilerini önceleyen bir siyaset tarzı normalleştirilmektedir. Bu yaklaşım siyaseti yenilememekte, aksine itibarsızlaştırmakta ve toplumu bilinçli biçimde siyasetten uzaklaştırmaktadır.
Oysa siyaset bir vitrin ya da kişisel kariyer alanı değildir. Siyaset; sorumluluk alma, temsil etme ve güven inşa etme sorumluluğudur. Gençlik siyasete elbette dinamizm kazandırır; ancak bu dinamizmi yönlendiren, dengeleyen ve anlamlandıran temel unsur tecrübedir. Tecrübeden kopuk bir siyaset dili, toplumsal enerjiyi çözüme değil savrulmaya dönüştürür.
Siyasetin ağırlığı makamdan değil, duruştan gelir. Nezaketi dışlayan, toplumu ayrıştıran, gönül yıkan bir dil; hangi yaşta olursa olsun siyaseti zedeler. Anadolu irfanının yüzyıllar öncesinden verdiği uyarı bugün de geçerlidir:
“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.”
Bugün toplumun siyasetten uzaklaşmasının temel nedeni; sözün kıymetini, ahlakın gücünü ve tecrübenin yol göstericiliğini geri plana iten bu anlayıştır. Toplum; daha çok konuşanları değil, daha çok dinleyenleri; alkış peşinde koşanları değil, zor zamanlarda sorumluluk alanları; koltuktan güç alanları değil, duruşuyla koltuğa anlam katan siyasetçileri aramaktadır.
Çünkü siyaset tecrübe işidir.
Ve siyaset; her gün yeniden öğrenmeyi, hesap verebilmeyi ve en önemlisi gönül kurmayı gerektirir.”
İl Başkanı
Yorumlar
Kalan Karakter: