
Modern hayatın telaşı içinde bazen en kıymetli şeyleri fark etmeden geride bırakıyoruz. Geleneklerimizi, küçük ama anlamı büyük incelikleri… Oysa bazen bir okul bahçesinde yaşanan küçücük bir an, bize aslında neyi kaybetmememiz gerektiğini hatırlatabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde KARŞIYAKA Şehit Mesut Uzlu Ortaokulu bahçesinde tam da böyle bir an yaşandı. Ara tatil öncesinde okul yönetimi ve öğretmenler, öğrenciler için bir bayramlaşma etkinliği düzenledi. İlk bakışta basit bir tören gibi görülebilir. Ama o gün orada yaşananlar, aslında çocukların kalbine dokunan çok daha derin bir anlam taşıyordu.
Çocuklar sırayla okul müdürünün ve öğretmenlerinin yanına gelip bayramlaştılar. Küçücük eller uzandı, gözler parladı, yüzlerde utangaç ama gururlu gülümsemeler vardı. Bir çocuğun bir büyüğüyle el sıkışırken hissettiği o tarifsiz duygu… Belki de ilk kez kendini “büyümüş” hissetmenin verdiği o güzel gurur.
Benim için o günün en güzel anı ise kızımın gözlerindeki mutluluğu görmekti. Eve geldiğinde gözleri hâlâ heyecandan parlıyordu. Gün boyunca yaşadıklarını bir bir anlattı. Okul müdürüyle el sıkıştığını, öğretmenleriyle bayramlaştığını, arkadaşlarıyla birlikte sıraya girip herkesle selamlaştıklarını büyük bir coşkuyla anlatıp durdu.
O anlatırken aslında şunu fark ettim: Bir çocuk için bayramlaşmak sadece bir selamlaşma değildir. Görülmek demektir. Değer görmek demektir. “Sen de bu toplumun bir parçasısın” duygusunu hissetmek demektir. Kızımın gün boyu herkesle el sıkışmasını gururla anlatması da bunun en güzel göstergesiydi.
O günün en zarif detayı ise çocuklara verilen küçük hediyelerdi. Okul müdürü, öğrencilere kese içinde mendil hediye etti. Belki pek çok kişi için sıradan bir eşya… Ama aslında büyük bir kültürün sessiz hatırlatıcısıydı.
Eskiden büyükler bayramlarda mendilin içine harçlık koyar, çocuklara öyle verirdi. O mendil sadece bir kumaş parçası değildi; sevginin, inceliğin ve paylaşmanın simgesiydi. Şimdi aynı geleneğin küçük bir dokunuşla çocuklara yaşatılması, geçmiş ile gelecek arasında kurulmuş zarif bir köprü gibiydi.
Bir çocuğun o keseyi eve götürürken gösterdiği heyecanı hayal edin… Belki odasında saklayacak. Belki yıllar sonra eline aldığında “Bizim okulda böyle bir bayramlaşma olmuştu” diye hatırlayacak. İşte eğitim bazen tam da budur.
Eğitim yalnızca kitaplar, sınavlar ve notlar değildir. Eğitim, bir çocuğun kalbine dokunmak ve ona yıllar sonra bile hatırlayacağı güzel anılar bırakabilmektir.
Bu güzel duyguları çocuklara yaşattıkları için başta ŞEHİT MESUT UZLU Okul Müdürü SN. Habib Bilgiç olmak üzere ve değerli öğretmenlerine gönülden teşekkür etmek gerekir. Çünkü bazen küçücük bir kese, içinde sadece bir mendil değil; sevgi, saygı ve hatıra taşır.
Ve bazen bir bayram…
Bir çocuğun gözlerindeki mutlulukta, anlattığı heyecanda ve kalbinde bıraktığı sıcaklıkta ömür boyu yaşamaya devam eder.
Yorumlar
Kalan Karakter: