Sosyal medya artık yalnızca paylaşım yapılan bir alan değil; kişinin kimliğinin, itibarının ve özel hayatının doğrudan hedef alındığı bir hukuk sahasıdır. Son yıllarda artan sahte hesap vakaları, “taklit” ya da “şaka” olarak görülse de hukuken açık bir kimlik gaspıdır. Başkasına ait fotoğraf, video veya ses kayıtlarıyla hesap açmak; o kişiyi dijital dünyada temsil etmeye kalkışmak, ciddi cezai ve hukuki sonuçlar doğurur.
En yaygın yanılgı, internette paylaşılan bir görüntünün herkes tarafından serbestçe kullanılabileceği düşüncesidir. Oysa bir kişinin görüntüsü, Türk hukukunda kişisel veridir. Açık rıza olmaksızın kullanılması, paylaşılması veya bu görüntülerle yeni bir kimlik oluşturulması hukuka aykırıdır. “Zaten herkese açıktı” savunması, ne ceza hukukunda ne de tazminat hukukunda geçerlidir.
Bir diğer yanlış inanç ise anonimliktir. Sahte kullanıcı adları, gizli profiller veya geçici hesaplar kişiyi hukukun dışına çıkarmaz. Aksine, sosyal medya platformları IP kayıtlarını ve kullanıcı verilerini tutmakla yükümlüdür. Savcılık talebiyle bu bilgiler kısa sürede temin edilebilir. Hesabın sonradan silinmesi de sorumluluğu ortadan kaldırmaz; suç, fiilin işlendiği anda tamamlanır.
Sahte hesaplar çoğu zaman yalnızca taklit amacıyla değil; hakaret, tehdit, iftira ya da dolandırıcılık için kullanılmaktadır. Bu durumda tek bir eylemle birden fazla suç oluşabilir. Kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve kişilik haklarına saldırı, uygulamada en sık karşılaşılan sonuçlardır. Mağdur açısından ise yalnızca ceza soruşturması değil, manevi tazminat hakkı da doğar.
Peki hesabı çalınan ya da görüntüleri kullanılarak sahte hesap açılan kişiler ne yapmalıdır?
Öncelikle paniğe kapılıp sessiz kalmak en büyük hatadır. Hukuki süreç, doğru ve zamanında adım atıldığında mağdur lehine işlemektedir. İlk yapılması gereken, sahte hesabın ve paylaşımların ekran görüntülerinin alınarak delil altına alınmasıdır. Ardından ilgili sosyal medya platformuna derhal başvuru yapılarak hesabın kapatılması talep edilmelidir. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Hesabın kapatılması, hukuki haklardan vazgeçildiği anlamına gelmez.
Eş zamanlı olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulması büyük önem taşır. Çünkü kimlik gaspı, yalnızca platform ihlali değil; ceza hukuku kapsamına giren bir fiildir. Savcılık kanalıyla IP tespiti yapılabilir, fail belirlenebilir ve soruşturma yürütülebilir. Eğer sahte hesap üzerinden hakaret, tehdit veya dolandırıcılık yapılmışsa, sorumluluk daha da ağırlaşır. Ayrıca mağdur, yaşadığı itibar kaybı ve manevi zarar nedeniyle tazminat davası açma hakkına da sahiptir.
Toplumda hâlâ “herkes yapıyor” algısı yaygındır. Oysa hukuka aykırı bir davranışın yaygın olması, onu meşru hâle getirmez. Yargı mercileri sosyal medya kaynaklı ihlallere karşı her geçen gün daha net ve sert kararlar vermektedir. İfade özgürlüğü, başkasının kimliğine bürünme ya da itibarını zedeleme hakkı tanımaz.
Unutulmamalıdır ki sosyal medya, gerçek hayattan kopuk bir alan değildir. Orada yapılan her paylaşım, gerçek kişilere yöneliktir ve gerçek sonuçlar doğurur. Dijital ortamda işlenen bir fiilin “sanal” olduğu gerekçesiyle daha hafif değerlendirilmesi artık mümkün değildir. Hatta çoğu zaman etkisi, fiziksel dünyadaki ihlallerden çok daha yıkıcıdır.
Sonuç olarak; anonimlik bir kalkan değildir. Sahte hesaplar kapatılabilir, içerikler silinebilir; ancak hukuki ve cezai sorumluluk silinmez. Sosyal medyada kimlik gaspı, bir şaka değil; açık bir suçtur ve bedeli vardır.
Yorumlar
Kalan Karakter: