Giden yılın son yazısında "gelen gideni aratmasın... Ama nasıl?' diye sormuştum. İşte, o nasılın cevabı gelen yılın ilk haftasında kendini içte ve dışta gösterdi. Asgari ücret, TÜİK'in nerede nasıl belirlediği bilinmeyen enflasyon rakamı, fiyat artışları , denetimsiz piyasada iğneden ipliğe zam, memur emeklisine yüzde 18, SSK- Bağkur emeklisine yüzde 12 zam. Yani, giden yıl uygulanan "yaşamak için direnin, üç öğün değil bir öğün yiyin, ayda değil üç ayda bir et yiyin" gibi yaşamak için evden çıkmayın ama battaniye ile idare edin kombileri açmayın mesajları, gelen yılın giden yılı da aratacağının göstergeleri. Ana akım medyada patlayan uyuşturucu fuhuş operasyonu, sporda bahis iddia operasyonları, TMSF'nin el koyduğu medya kuruluşları, çok tekrar olacak ama olmasi gereken unutulmaması gereken kadın cinayetleri, failleri 17 yaşın altında olan şiddet sarmalı. Ve, ABD'nin Venezüella darbesi, diktatör de olsa bir devlet başkanının yatak odasından eşi ile alınıp kaçırıldığı darbe. İlk anda alt alta yazılınca garpsrnen ama yılın ilk haftasında yaşadıklarımız bunlar. Bunlar yaşanırken, halkın haber alma hakkı ve halka haber vermesi gereken kuvvetler ayrılığın da 4. güç olan medya ne durumda, medya dünyasında neler oluyor bakmak gerekir. İktidarın 23 yıldır yarattığı olmasını istediği medyaya resmi verilerle bakmanin tam zamanı.
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) nün verilerine göre; 2025 yılının ilk 11 ayında, gazetecilere toplam 46 yılın üzerinde hapis cezası verildi. Aynı dönemde 83 gazeteci gözaltına alındı, 20 gazeteci tutuklandı. IPI verilerine göre, 19 gazeteci polislerin, 5 gazeteci de sivil kişilerin fiziksel şiddet eylemlerine uğradı. 16 gazeteci sözlü saldırıya uğradı, kendisi ailesi tehdit edildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre de 11 gazeteci cezaevinde. Bu yıl ayrıca gazeteciler için verilen tutukluluk kararları, duruşmaların ileri tarihlere konularak uzun tutukluluk süreleri olağan yasal bir uygulama olarak gösterilmek istendi. Ayrıca ev hapsi ve adli kontrol gibi uygulamalar gazetecilerin mesleki açıdan çok gerekli olan seyahat özgürlüklerini kısıtladı.
Bu veriler nedeniyle ülkemiz, 2025 basın özgürlüğü endeksinde, dünyadaki 180 ülke arasında 159. sıraya geriledi. Bu verilere, bu uygulamalara karşın, meslek ahlakına sahip, mesleğini gereğini gibi yapmak isteyen, gazetecilik yapmakta kararlı gazeteciler, tabiri caizse mesleğin namusunu kurtarmak için özveri ile bedel ödemeyi göze alarak haber peşinde koştu, koşmaya devam ediyor.
Tüm bunlara gazeteci- haber, köşe yazarı odaklı bakarken, medyada ki sermaye hareketlerine göz atmak gerekiyor ki, iktidarın "her şeye rağmen birey olarak kontrol edemediği" medyayı elinde tutan sermayeyi ele geçirerek yapmak istediği ortaya çıkıyor.
2025 yılında da, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 2000’lerin başında olduğu gibi, ülkenin en büyük medya patronu olmak için daha hızlı ve daha büyük adımlar atıyor. 2025 yılı biterken, Show TV, Habertürk, BloombergHT, Flash TV, Tele1 ve Gain Medya'ya TMSF tarafından el konuldu. Buna nasıl gelindi sorusunun cevabı ise; Kim olduğu, medyaya neden girmek, neden medya sahibi olmak istediği belli olmayan, hatta isimleri çeşitli suçlara karışmış elinde sermaye olanlara "Medya Sahibi" olma yolları sonuna kadar açıldı. 2026 yılına girerken de, iktidar içi kavgalar, AKP'de Erdoğan sonrası Bilal Erdoğan mı? Beraat Albayrak mı? MHP destekli Süleyman Soylu mu? yarışı nedeniyle, medya patronu yapılanların elinde ki medya kuruluşları geri alınıyor, bunu yani medyanın yeniden dizayn edilmesinin benzerini 2 bin yılında, siyasi bir dönüşüm hazırlığı yapılırken de görmüş yaşamıştık.
Bu nedenle, medya dahil, iktidar koltuklarında ve bürokraside yapılacak her operasyona, görev değişikliğine ve gündeme gelen her açıklamaya bu gözle bakmak gerekir.
2025’te eteklerde ki taşlar büyük ölçüde döküldü, 2026 yılında da daha hızlı daha yoğun dökülecek. Ancak, iktidar kanadında da iktidar için hazır olduğunu söyleyen muhalefette de kartlar yeniden açılıp, taşlar yeniden dizilecek. İşte, o zaman, mesleki olarak da, insanî olarak da, o günler geldiğinde söyleyecek sözümüzün, söz söyleyecek gücümüzün olması gerekiyor...
( Tuna BÜYÜKŞAHİN )
Yorumlar
Kalan Karakter: