İktidar, özellikle yerel seçimlerde ve KKTC seçimlerinde yayınladıkları anket sonuçlarıyla "hata" değil iktidar lehine bilinçli olarak, seçmeni yanıltıcı sonuçlar açıklayan Araştırma Şirketleri'ne rağmen bugün bir seçim olsa kaybedeceğini biliyor. Bunu iktidarın her kademesi de görüyor. O nedenle, son yerel seçimlerin ardından giderek gücünü, halkın desteğini kaybeden iktidar, ana muhalefet partisi CHP'ye yönelik operasyonlarını yerel yönetimler üzerinde yoğunlaştırıyor.
Başta, İstanbul, Antalya, Adana gibi CHP'nin güçlü olduğu illerde belediye başkanları tutuklandı. CHP kurultayı şaibeli iddiası ile dava açıldı. CHP içinde Kılıçdaroğlu ismi çevresinde oluşturulan bir grup "Butlan" çığlıkları ile iktidara selamlar gönderiliyor. Bu grubun sosyal medya da en büyük silah olarak kullandığı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'ye yönelik tüm iddia ve itibarsızlaştırmalara karşı sessizliğini koruyor. Bu da, hiç kuşkusuz İktidarin CHP'ye yönelik algı operasyonlarına katkı sağlıyor.
CHP ise yerel seçimlerde kendisini birinci parti yapan desteği koruyup,iktidara karşı seçim kazanmanın ancak halkla, sessiz çoğunluklarla birlikte hareket ederek mümkün olduğu doğru bir strateji uyguluyor.
Mart 2025’ten bugüne büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarının tutuklanmaları karşısında CHP'nin başlattığı adını "miting değil eylem" olarak açıkladığı kitlesel hareket giderek büyüyor. Proje aşamasında "başarılı olur mu?" soru işaretleriyle tartışılan bu kitlesel hareketin geldiği nokta başarıdır. Toplumda, tutuklanmaların adaletsiz olduğu görüşü giderek güçleniyor ve sokaklar, "Hak hukuk adalet" diye daha inançla bağırıyor. Ve, öyle ki; halkın birincil sorunu olan ekonomik sorunlar, hayat pahalılığı, genel adaletsizlik sorunu ile at başı gidiyor. Tüm bu gelişmeler karşısında, seçimin artık kaçınılmaz olduğunu anlayan iktidar, her seçim öncesi olduğu gibi seçimden sonra unutacağı vaadleri peş peşe açıklıyor.
Öyle ki; CHP'li belediyelerin açtığı zaman "engellemek istediği "Semt lokantaları" iktidarin talimatı ile Kızılay tarafından “81 İlde 81 Aşevi” projesini olarak açıklanıyor. Proje TV kanallarında bir reklam programıyla tanıtılıyor. Yani, işin özü; CHP’li belediyelerin Kent Lokantaları'na karşı, AKP halkın bağışlarıyla oluşan Kızılay bütçesinden seçim kampanyası yapıyor. Bu, bugün Kızılay yarın AKP eliyle sıcak yemeğin evlere dağıtılacağı da göz önüne alınırsa önemli bir proje. Bu arada, emeklilere ek zam, ev kadınlarına maaş gibi yıllardır söylenip yapılmayan vaadler de iktidarın en büyük kozu. O nedenle, bir baskın seçimde, AKP ve MHP iktidarının halkı etkilemek ve oya tahvil etmek için ortaya attığı ne tür projeleri olacak, başta CHP tüm muhalefet dikkatle izlemeli.
AKP iktidarı halka ekonomik vaadlerle yaklaşırken, kendi tabanına da özellikle kadın ve gençlerin özel yaşamına müdahale eden adımlar atarak mesaj veriyor. Kadınların giyiminden, gençlerin dinlediği müziğe kadar her şeye müdahale ediyor. Konserler yasaklanıyor, sanatçılar susturuluyor, gençler kazandıkları üniversitelerde atama kayyum rektörlerle yok sayılıyor, AKP ve MHP'li gençler, öğrencisi olmadıkları okullarda provakasyon ve kaos yaratıyor. İnsanların nasıl yaşaması gerektiği dini inançlar alet edilerek dizayn edilmeye çalışılıyor. Oysa, siyasal iktidarların görevi, halkı "terbiye etmek" değil. Hiç bir güç, bir siyasal görüş iktidar gücünü kullanarak vatandaşın nasıl yaşayacağına, ne yiyip içeceğine, nasıl giyinip hangi müziği dinleyeceğine karar veremez. İnsanların bireysel özgürlüğü toplum özgürlüğünü belirler. Unutmamak gerekir; Özgürlük, bireyin hoşlanmadığı uygulamaların başkasına yasaklanmasını kabullenmek değildir? Toplumsal değer, farklılıkların birlikte yaşama olgunluğu ve toplumsal barışı sağlar. "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" tavrı toplumda dalga dalga yayılır, suskunluğa dönüşürse, bu iktidarın arayıpta bulamadığı bir fırsat olur.
Normal koşullarda seçimlere iki yıl var. Ancak, CHP'nin 10 aydır verdiği mücadelenin seçim sandığını daha erken bir tarihte getirmesinin kaçınılmaz olduğunu, iktidarın halkta kaybettiği güveni tekrar kazanmak için suskun kitlelere yöneleceği gerçeği de yok sayılmamalı.
Bu aşamada, Nazım Hikmet 'in bir şiirinde söylediği, "Kabahatin çoğu senin canım kardeşim." sözünü bir suçlama olarak anlamamak lazım. Bu dizeyi, "Seni anlıyorum, bu karanlıktan birlikte çıkabiliriz diyen, ortak sorumluluğa çağrı" olarak okumak gerekiyor. Bunun içinde, üzücü kırıcı olsa da, gerçek korkutucu olsa da, sahte liderlerden, sahte akil adamlardan, sarı sendika, sarı STK yapılanmalardan, toplum önderi olarak tanıtılan, halkın sorunlarına duyarsız, iktidarın isteklerine duyarlı olanlardan kurtulmak, halkın kendi iradesini harekete geçirmek gerekir. Halk kendi kaderini kendi oyuyla belirlemelidir. O nedenle, CHP'nin meydan meydan, sokak sokak, halkla beraber hareket etmesi çok önemli. Ve, başlatılan,
"Her sabah işe gidiyorsun…Ama ay sonu bir türlü gelmiyor. Markette aldığını yerine bırakıyor, evladının gözlerine mahcup bakıyorsun.Sorumlusu olmadığınız bu adaletsiz düzene Katlanmak Zorunda Değilsiniz. Bize katılabilirsiniz" kampanyası son yıllarda atılan en büyük ve önemli siyasi muhalefet adımıdır"
( Tuna BÜYÜKŞAHİN )
MUHALEFET VE "BİZE KATIL" KAMPANYASI...
Yayınlanma :
17.02.2026 12:42
Güncelleme
: 17.02.2026 12:42
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: