Ahmet Minguzzi, Ata Emre Akman, Atlas Çağlayan Alperen Ömer, Fatih Acacı, Hakan Çakır... Bu isimleri bilmeyen duymayan var mı? Daha çocuk yaşında, gençliğe ilk adımlarını atmaya çalışırken katledilen çocuklar çocuklarımız, isimlerini ilk an da hatırladığımız, canları devlete emanet ama devletin koruyamadığı evlatlar. Kimi, bir sokakta, kimi sözde güvenliğin en sıkı olduğu AVM'de, kimi devletin eğitim yuvası okul bahçesinde yolunda kurşunla, bıçakla, taş ya da sopa ile katledilen ana kuzuları. Peki, ya katilleri. Onlarda bir annenin babanın evladı. Onlar da çocuk. Peki, ama kim bu çocuklar?
Bu hafta kitlesel halde anılan, 19 yıl önce İstanbul'un göbeğinde Şişli de, çalıştığı gazetenin önünde alçakça katledilen gazeteci Hrant Dink'in eşi Rakel Dink'in katil için söylediği; "Bebekten katil yarattılar" sözünü hatırladınız mı? İşte, bu çocuklar bunlar.
Konuyu yumuşatmak, katillerden mağdur yaratmak için "Çocuk işte" demek, bu çocukların örgütsel çete bağlantılarını ve suç örgütü çetelerin çocukları kullanmasını önleyemeyenlerin hamlesi olarak değerlendirilmeli. O nedenle, suça sürüklenen çocuk saçmalığına son verilmeli! Çocukları suça sürükleyen tüm nedenlerle kararlılıkla samimi olarak mücadele edilmeli. Cezalar caydırıcı olmalı! Bu soruna çözüm bulmak için, devlet, iktidar, TBMM, karar vericiler gereken yasal düzenlemeleri yapması için, daha kaç çocuğun hayatını kaybetmesi, daha kaç çocuğun çetelerin elinde cinayet makinesi olması gerekiyor.
Suça sürüklenen çocukların, suça sürüklenmesinde ailenin etkisi, çocuk sayısı, ekonomik sıkıntılar, eğitim sistemi, fiziksel unsurlar, zeka durumu, kırsaldan kente göç ve sokakta yaşamanın yanı sıra fiziksel ve ruhsal hastalıklar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi faktörlerin büyük önem taşıdığı inkar edilemez. Ancak, bunlarla birlikte çevresel faktörlerin etkisini yok saymakta olmaz ki, çevresel faktörler daha belirleyici bir faktör.
Çocukların şiddete yönelmesinde yoksulluk, dışlanmışlık, denetimsizlik, sosyal çevre, aile içi sorunlar ve dijital medyada şiddeti olağanlaştıran içeriklerin etkisi de göz ardı edilemez. Ancak tüm bunları öne çıkarıp, çocuklarımızın gençliğe adım atarken canlarından edilmelerinde, devletin sorumluluğu, 'önleme ve koruma yükümlülüğü ve görevini yok saymak, tam da iktidarın istediği bir durum. Unutmamak gerekir, sokaklarda, okulda, AVM'lerde çocukları koruyamayan bir sistemin, yalnızca cezai yaptırımlarla bu sorunu çözmesi de mümkün değildir.
Aslında, yazmak, sayfalar dolusu yazmak, katledilen çocuklarımızın acısını anlatmak, günlerdir ekranda ağlayan annenin annelerin acılarını anlatmakta, bu devasa sorunu çözmek yerine katillere, çocuktan katil yaratanlara cesaret veriyor. Acıdan övgü çıkarmak, "bak nasıl da korkuyorlar, yapacakları bir şey yok ağlıyorlar" diyerek yazıları videoları kullanıo etkiledikleri çocuklara okulda sokakta, parkta, alış veriş merkezlerinde suni güçle hükmeden çeteler, kendi aralarında ki hesaplaşmalarda da çocuk yaşta birer ölüm makinesi haline getirdikleri çocukları kullanıyor. Yaşı küçük diye cezasızlık, ceza indirimi, gönderildiği cezaevi/islahevin de tam koruma ailesine maddi destek suça eğilimi olan çocuklar için oldukça cazip ve çekici renkli bir yaşam bir oyun gibi geliyor. Bunun sonucunda da, bir kaç gün önce "Yan baktın" diyerek katledilen Atlas Çağlayan'in anne babasının tehdit edilmesi, susmaları aksi halde öldürüleceklerine ilişkin mesajlar alması da, bu çocuk katillere "yalnız değilsin" mesajının yanısıra, suç örgütü çetelerin kıskacında ki çocuklara da "biz arkanızdayız" güvencesi veriyor.
Zor, yazdıkça acı veren bir konu da yazmak gerçekten çok zor. O nedenle; başta iktidar, iktidarın atadığı bürokratlarca yönetilen RTÜK, her gün ekranlarda sigarayı, içki kadehini buzlayıp silahı, kılıcı, bıçağı, kelle koparmanın kahramanlık sayıldığı, her bölümünde her yaştan onlarca insanın öldürüldüğü, kadınlara şiddetin kutsandığı, cinayet işleyip elini kolunu sallayarak gezenlerin saygı gördüğünü gösteren televizyon dizilerine dur demeli.
Resmi verilere göre, özellikle iktidara yakın ana akım TV 'ler de ortalama her bölümde en az 10 kişinin öldürüldüğü, şiddetin çözüm ve caydırıcı olduğu mesaji veren 14 dizi yayınlanıyor. Çocuktan katil yaratılmasına, çocukların öldürülmesine dur demek için gerekli yasal düzenlemeler yapılana kadar bu dizilere dur demek gerekiyor. Yetersiz de olsa bu adımla başlayacak "suça sürüklenen çocuklar" ve bunları kullanan çetelere karşı mücadele de geç kalmak, daha çok Ahmetler, Atlaslar, Emineler katledildi haberlerini yazmak okumak, siyasi oy kaygısı ile timsah gözyaşları akıtmak demektir.
(Tuna BÜYÜKŞAHİN)
Yorumlar
Kalan Karakter: